Çağrı merkezi dünyası Call Center Magazine ile ilk olarak 2007 yılının Eylül ayında tanıştı. Ancak bizlerin çağrı merkezleri ile tanışıklığı bundan hemen hemen 1 yıl öncesine denk gelir. Aradan geçen bu uzun zaman tamamen çağrı merkezi sektörünü incelemek, ihtiyaç ve taleplerini belirlemek üzerine geçen bir zaman dilimi oldu. Tüm detaylar düşünüldü…Hatta sektörün trendleri incelenerek kamu ile gelişme potansiyeli taşıyan ilişkileri ortaya çıkarıldı ve içerikten dağıtıma kadar buna uygun bir yapılandırmaya gidildi. Elbette yapılması istenen vurguyu en abartı safhayı dile getirerek anlatmaya bir örnek., bu noktaya kadar her aşamanın tek tek planlanmış olduğunu anlatmak üzerine…
Çok emekler verilen süreç sonunda nihayet Call Center sektörü Call Center Magazine ile tanıştı. Dergi, doğa katliyle kalmayacak (çünkü ne kadar yapmıyoruz desek de, hala kağıdın ana malzemesi ağaçtır...) bu katli mazur gösterecek bir zenginlikle hazırlanacaktı.
Bu doğrultuda haberler, araştırma haberler olmalıydı, zaman zaman sektörü farklı başlıklar altında gözler önüne serecek, zaman zaman sektörün hedef kitlesi olan diğer sektörleri inceleyecek… Tabi bir de işin teknoloji ve donanım gibi tedarikçilerden oluşan boyutu var. Çağrı merkezleri teknolojiyi en çok kullanan alanlardan biri olarak hem en yeni hem de yapılan işe uygun teknolojileri de tanımak durumundalar.
Bunların toplanması ve detaylı-doğru olarak ortaya konması şimdiye kadar hiç yapılmamıştı. Sadece çağrı merkezlerinin kendi imkanlarıyla oluşturdukları bilgiler vardı. Dolayısıyla bu işin içinde olan insanların el altında tutmak isteyecekleri, arşiv haline getirebilecekleri sayılar ortaya çıkardık. Ziyaretlerimizde özellikle yöneticilerin odalarında dergimizin arşivlerini görmek, misyonu yerine getirdiğimizin bir kanıtı olarak bizi çok sevindiriyor.
İşte bu nedenledir ki dergi içinde disiplin başlığı dediğimiz sağ alt köşede “araştırma haber, dosya haber” başlıklarını sık sık görüyorsunuz. Sanırım bu çalışmalar dergimizi en ilgi çekici kılanlar özelliklerinden…
Diğer taraftan, bir işte ilk olmanın avantaj ve dezavantajlarını da beraber yaşıyoruz. Çünkü faydacılık esaslı bir çalışma disiplinine sahipseniz eğer, ve eğer bir de bunun sonuçları somut olarak kendini gösteriyorsa o zaman sizden istenenler/beklenenler de hızlı bir ivme ile artıyor.
Çünkü özet durum şu: yapılması gereken çok şey var / yapabilen insanlar var…Elbette güzel bir bileşim. Bu denklemi dünyayı tepetaklak gören Aristo mantığında bile çözmeye kalksanız varacağınız sonuç aynı: İş bize düşüyor…
Bir yanlış anlaşmaya mahal vermemek adına hemen vurgulamalıyım ki şikayet etmiyoruz. Bunları görevimiz olarak kabul ediyor. Buradan da yine başa dönüyoruz… “iş bize düşüyor” sarmalı…
Bizden beklenenlerden araştırmalara yönelik haberlerın yanında çağrı merkezi dünyasının günlük iletişimini de sağlamak oldu. Bu amaçla da hızlı bir şekilde internette çağrı merkezi portalı www.callcenter.com.tr’yi kurduk. Günlük haber akışı ile hızlı iletişim kurmayı sağlayan bir ortam oldu. Aynı zamanda interaktif bölümleriyle üzerinden karşılıklı iletişim de kurulabilmesine imkan tanıdı.
Ardından sektörün İK ihtiyaçları ve bize ulaşan “ Ben çağrı merkezinde çalışmak istiyorum” telefonları bizi çağrı merkezlerine özel bir İK platformu yaratmaya itti.: www.callcenter-ik.com.
Ardından çağrı merkezlerinde çok özel bir alan olan BANKALAR’ın bu özelliklerini haklı olarak ortaya koymak istemeleriyle Call Center Bankalar Dergisi ortaya çıktı…
Ama elbette bunlar başlangıçtı… Uzuun, orta bölümü atlayarak hemen sona geçeyim… Nisan ayı içinde Bankalar Bowling Turnuvası’nda banka çağrı merkezi çalışanları bir araya geliyorlar ve yarışıyorlar. Aslındaysa, eğleniyorlar….
Her ne kadar kendimizi anlatmaktan imtina etsek de, zaman zaman mütevazılığı bir kenara atıp eserlerimizi ve işlerimizi ortaya sermekten de kendimizi alamıyoruz. Sanırım bu da biraz insanoğlunun doğasındaki takdir görmek ihtiyacından… Arkamızdan söylenenler güzel şeyler olsun diyerek...Gelecek sayımızda buluşmak üzere…